sento psikoloji, blog

Çocuklarda Ağlama Nöbetleri

İnatlaşmanın en yoğun olduğu dönem çocukların bebeklik döneminden çıkıp erken çocukluk dönemine girdiği 2-3 yaş dönemidir. Ağlama sırasında bağırma, çığlık atma başkasına vurma, kafasını vurma, kendini yere atma gibi davranışlar görülebilir. 3 yaştan sonra  dil gelişiminde hala sıkıntı yaşayan çocuklarda, kendilerini yeterli şekilde ifade edemediklerini düşündükleri için, ağlamayla beraber davranış sorunları da gelişebilir. Bu durumda bir uzmandan destek alınması önerilmektedir. 

Bu dönemde çocuklar inatlaşarak, ağlayarak istediklerini anne babaya yaptırabildiğini görür ve bunu bir strateji olarak öğrenirler. Her ağladıklarında istediklerini yaptırırlarsa, çocuklar bunu “her ağladığımda istediğim oluyor” diye düşünüp bu davranışı pekiştireceklerdir.  Çocuklar ağlayarak, çığlık atarak, kendini yere atarak anne ve babasını ikna etmeyi başarır. Anne babalar çocuğun bu yoğun ağlama ve inatlaşma krizlerinde pes ederek çocuğun dediğini yapmak zorunda kalırlar.  Alışveriş merkezleri ve park gibi sosyal ortamlarda çocuğun ağlaması anne babayı daha da kaygılandırır ve rahatsız eder. Anne babalar çocuğun inatlaşma nöbetlerinde başkalarının bakışından rahatsız olduğu için hemen pes eder ve çocuk istediğini anne babasına yaptırır.  Çocuğun inatlaşma ve ağlama nöbetlerini önlemek için, çocuğun, ağlamasının anne babayı bir ikna etme yöntemi olmadığını yaşayarak öğrenmesi gerekiyor. Çocuklar ağladıklarında anne ve babanın çocuğun istediklerini yapması durumunda yanlış bir davranış pekiştirilmiş olur. Böylece, ağladıklarında istediklerini yaparak çocukların ağlamalarını pekiştirmiş olurlar. 

 

Hangi durumlar daha tetikleyicidir? 

1.Uykusuzluk, karnının aç olması, hasta olması tetikleyici olabilmektedir. Çocuğun uyku ve beslenme rutinin bozulması ya da aksaması durumunda çocuk ağlama nöbetine daha çok yatkın olabilir. 

2.Tetikleyici unsurlardan bir tanesi de dikkat çekmek olabilir. Çocuk normal zamanlarda dikkat çekemiyor, sadece ağladığında annesi onunla ilgileniyorsa, bu durum çocuk için doğal bir pekiştireç olacaktır. O yüzden, çocuğun ağlamadan konuşarak isteklerini anlattığı zaman onu daha iyi anladığınızı hissettirirseniz, olumlu davranışlar pekişecektir. 

 

3.Önceden ağlamadığı şeylere ağlamaya başladıysa aile içinde değişim olan durumlar, olaylar, kişiler de etkiliyor olabilir. Örnek olarak; aile içi çatışmada artma, yeni bir yere taşınma, aileye yeni birinin gelmesi, kardeş kıskançlığı, tuvalet eğitimi süreci, iletişimde problem, duygusal ihmal gibi faktörler de etkileyebilir.  

 

Çocuk ağladığında ne yapılmalı? 

Örnek olarak; bir oyuncak mağazasında çocuk birden fazla çok oyuncak istedi siz de hepsini alamayacağınızı söylediniz. Çocuk hepsini almak istediği için ağlama nöbetine girdi.  

1.Çocuk ağladığı zaman neden ağladığına dikkat edin ve sakinliğinizi korumaya çalışın. Çocuk nasıl tepki vermesi gerektiğini sizden öğrenecek, bu yüzden ona örnek olmanız önemli. Sizin de öfkeli davranmanız, işleri daha da zorlaştırır.  

2.Onu anladığınızı ifade edin. Sizin için çok önemli olmayan bir talep onun için çok önemli bir anlam ifade ediyor olabilir. “o oyuncağı çok istediğini biliyorum” diye cümleye başlayın. Göz temasına ve anladığınıza dair mesajlar vermekten kaçınmayın.   

3.İstikrarlı olmalısınız. Çocuk yetiştirmede en önemli kural istikrardır. Çocuğunuza “hayır” dediyseniz fikrinizi değiştirmeyin ve onun ısrarlarına yenilmeyin. Seçim yaptırın. Bu şekilde çocuk isteklerinin sınırsız bir kotası olmadığını bilir ve özgüven gelişiminde olumlu etki yaratır.  

4.Çocuk isteklerini yaptırmak için, aileyle çatışmaya girerek otorite çatışması haline dönüştürebilir. Burada ailenin en dikkat etmesi gereken nokta çocuğun yaşı ne olursa olsun, isteklerini yapmanın veya yapmamanın kendi ellerinde kontrollerinde, otorite göstergesi olarak kullanılmamasıdır. İsteğinin yerine getirilmesi için her yolu deneyen ve son derece duygusal davranan çocukla karşılaşmak mümkündür. Daha   önceden deneyimlediğiniz olayları tekrar etmemek iyi olacaktır.  

5.“Aynısını yapıyorsun”, “Önceden de ağlamıştın zaten”, “Bıktım!”. Gibi suçlayıcı ve yargılayıcı tavırlar olmamalıdır. Çocuğun ne istediği anlaşılarak, isteği değerlendirilip yaşına göre açıklamalar yapılıp isteğinin olabileceği ya da olamayacağı açıklanmalıdır. Örnek verdiğim oyuncak olayında, aile neden birden fazla oyuncak alamayacağını çocuğa yaşına göre anlatmalıdır. Aile bu krizden sonra çocukla birlikte bu konuyu oyun oynayarak pekiştirebilir. Daha sonraki alışverişe oyuncak almaya giderken anlaşmalar yapılarak gidilebilir.   

6.Çocuk ağlarken aile şöyle söyleyebilir; “senin yanındayım ağlaman bittiğinde konuşalım ben seni bekliyorum”. Onu anladığınızı söyleyin “sakinleşmeni bekliyorum, sakinleştikten sonra tekrar konuşalım mı?”.  

7.Çocuk dinlemek ve konuşmak istemiyor, daha çok ağlıyorsa üstüne gitmeden ağlamasının bitmesi beklenebilir. Zıtlaşma yaşamak anlaşmayı ve uzlaşmayı zorlaştırabilir. Aile bu sırada sabırlı olmalıdır.  

 

Yazar: Uzman Klinik Psikolog Nehir Hamurlu

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email