paige-cody-ITTqjS3UpoY-unsplash

Evden Çalışanlar İçin İpuçları

Çalışma günlerinizde istediğiniz zaman istediğiniz yerde oturabileceğinizi hayal edin. Bütün

gününüzü pijamalarınızla ve yarı boş pizza kutuları ile geçirin… İstediğiniz sonuçları ürettiğiniz

sürece her şey yolunda. Rahat görünüyor, değil mi? Homeoffice çalışma ilk etapta çok sevimli

gözükür. Ama homeoffice çalışmanın da bir disiplini ve psikolojisi vardır. Beynimiz çalıştığı ve

dinlendiği mekanları kayıt eder bunu tersine çevirmek zorludur. O halde homeoffice çalışanlar

için ipuçları:

  • Alarm Kurmaya Devam Edin: Kendinize hafta içi mesai başlama saati oluşturun ve ne kadar uykusuz olsanız da o saatte mutlaka kalkın.
  • Hazırlanın: Evde çalışmanın psikolojisine girebilmek için alarmınız çaldıktan sonra mutlaka günlük hazırlığınızı yapın. Saçlarınızı ve bakımınızı yaparak mutlaka üzerinizdeki pijamalarınızı çıkartın. Evinizde topuklu ile gezmek ya da kravat takmak da isteyebilirsiniz. Ama istemeyenler için mutlaka çalışma saatleriniz için belirlediğiniz bir ev kıyafetiniz olsun.
  • Çalışma Alanı Seçin: Evinizde istediğinizde yerde çalışmanın özgürlüğünü yaşamak başta eğlenceli olsa da uzun süreli evden çalışmalarda durum farklıdır. Evinizde kendinize bir çalışma alanı belirleyin ve o alanın dışına çıkmayın.
  • Mola Saatleri: Kendinize belirlediğiniz mesai saati içine mola saatlerinizi eklemeyi unutmayın. Eşiniz, çocuklarınız, aileniz ya da ev arkadaşlarınız sizden bir şey yapmanızı istediğinde “mola saatini beklemesini” rica edin. Böylelikle onlar da sizin düzeninize ayak uydurmaya başlayacaktır.
  • Evdekilerle Konuşun: Sizin işe gitmenize alışık olan ev halkı, sizi evde gördüğü için tatildeymişsiniz gibi davranabilirler. Belirlediğiniz mesai saatlerini evdekilerle paylaşın. Hatta çocuklarınız aynı saatlerde okuldaymış gibi ders çalışıp, anneniz siz yokmuş gibi tv seyredip, sizin gibi evden çalışmaya başlayan eşinizle aynı mesai saatlerini paylaşabilirsiniz. Mola saatlerinde evdekilerle bir araya gelebilirsiniz. Böylece çocuklar teneffüse çıkmış, siz de eşinizle veya ev arkadaşınızla mola saatinizi paylaşmış olursunuz.
  • Öğle Yemeği: Normalde zamanla yarıştığımız öğle aramızda hazır yemekleri tercih ediyorduk. Öğle aranızda hem yemek hazırlamak hem yemeği yemek hem de sofrayı kaldırmak ile uğraşmak vakit kaybına ve yorulmanıza neden olabilir. Akşamdan hazırladığınız pratik bir menü ile tüm ev halkı öğle arası verebilirsiniz.
  • Herkes Eşit Haklarda: Unutmayın ki bu süreçte ev mesai saatleri içerisinde herkes eşit! Çocuklar ve yetişkinler kendi yemek tabaklarını kaldıracak, herkes kendi kahvesini sütünü kendi alacak. Başta “Ben yaparım ne olacak” dedikleriniz, bir süre sonra öfke patlamalarına ve anlaşılmadığınız hissine kapılmanıza neden olabilir.
  • Mesai Bitti: Belirlediğiniz ev mesainiz bittikten sonra sizi arayan iş vermek isteyen yönetmeninize ya da iş arkadaşınıza yarın devam edeceğinizi söylemeniz gerekir. Evden çalışmanın bir dezavantajı da her zaman yöneticinin ya da iş arkadaşlarının ulaşabilir olması durumudur. Sınırlarınızı iyi belirlemezseniz evden çalışmak daha yorucu ve stresli hale gelebilir.
  • Evliliklere Dikkat: Eşinizle beraber evden çalışmaya başladıysanız, baştan anlaşmalar yapın. Herkes kendine servis yapacak, çocukların sorumlulukları saatlere bölünecek gibi. En önemlisi mümkünse aynı odada çalışmayın. Hatta birbirinize mesaj atarak iletişimde olma fikri sizi heyecanlandırabilir. Molalarda ve öğle yemeklerinde “isterseniz” bir araya gelebilirsiniz.
  • Çocuklarla Çalışmak: İşin en zor kısmı burası. Normalde okula gitmeye ya da sizin işte olmanıza alışık olan çocuklarınız, sizinle sürekli vakit geçirmek isteyecek çünkü bu durum ona farklı gelecek. Aynı özlemi siz de yaşıyorsanız ilk başta çocuğunuzla bilgisayarın başına geçecek, bazı tuşlara bastırtacak beraber vakit geçirerek çalışmaya çalışacaksınız. Ya sonra? Siz en önemli yazınızı yazarken gelip tuşlara basmak isteyecek. O yüzden baştan sınırlandırmak gereken bir süreç bu. Okula giden çocukların uzaktan eğitim saatleri ile sizin çalışma saatleriniz aynı zaman diliminde olursa çok rahat edersiniz.

 

Yazar: Psikolog Sadiye Akbulut